• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ersan.ergur
  • https://twitter.com/ersanergur

 

 

Takvim
MAKALELER VE YAZILAR
Site Haritası

İngiliz’in Hedeflediği İslam

Tarihin derinliklerine baktığımız zaman İslam’ın en köklü ve başarılı düşmanı olarak İngilizleri görürüz.

İslam ülkelerini ve özellikle Osmanlı sonrası Türkleri kontrol amacı ile Yahudilerin İsrail topraklarına yerleştirilmesi bir İngiliz projesidir.

Yahudilerin Hitler Almanya’sında soykırıma tabi tutuldular abartısı da bu planın bir parçasıydı.

Böylece Dünya Yahudileri bugünkü topraklarına yerleştirilmişlerdir.

Türklerin mağlubiyetinin ellerindeki Kuran’ın alınması ile olacağını ilan eden İngilizler, elbette Arap Yarımadası ülkelerini Türkler aleyhine, Türkleri de Araplar aleyhine çevirmeyi başarmışlardır.

Bugüne kadar bu siyasi konjonktürle gelindi. Ülkemizde Kuran öğrenmek, Namaz kılmak ve İslam ahlakı ile ahlaklanmak isteyenler gerici ve çağ dışı olarak gösterildi. Öylede muamele gördü.

Yapılan zulümler neticesinde teşkilatlanarak İslam’ı yaşamayı hedefleyen Müminler gösterdikleri gayretle Allah’ın rahmetine hak kazandılar.

Allah bunun neticesinde Müminlerin aleyhinde olan İngiliz’in, Yahudi’nin ve ya diğer bozguncuların planlarını bozdu.

Türkiye siyasetine hâkim Kemalist düşünce ile İslam ülkeleri üzerinde bir kontrol mekanizmasının kurulmasının mümkün olmadığı anlaşılması yeni bir oluşama ihtiyaç hissettirdi.

Bu nedenle yola ılımlı bir İslam çizgisi ile devam edilmeli idi. Gerçi bu daha Osmanlı toprakları paylaşılmadan planlanmıştı. Fakat böyle bir oluşuma ancak ulaşılabildi.

İslam’ı Kuran ve Sünnete göre yaşayamayan bir neslin ortaya çıkmasını sağladıktan sonra bu planlarını devreye koydular.

Bunun için ılımlı bir topluluk oluşturdular. Osmanlı tesirinde kalan Afrika ülkeleriyle Türki Cumhuriyetlere Türklük adı ile girdiler.

Eğitim teşkilatlanması ve hizmet adı altında geri bırakılmış ülkelerde bu hizmetlerin yayılmasına, tanınmasına ve kabul görmesine imkân tanıdılar.

Böylece gelişmekte olan ya da geri kalmış İslam ülkelerinde bir hizmet furyası yayılmaya başladı.

Bu sistem aktif iş görecek seviyeye gelinceye kadar da İslam harici söylem ve fiillerde bulunulmadı.

Osmanlı sonrası Kurtuluş Savaşında Hilafetin kurtarılması gibi algılanan mücadeleye İslam devletlerinden yardım ve destekler olmuştu. Şimdi bu hizmet faaliyetine olduğu gibi…

İnananlar Cumhuriyet sonrası yaşanan din baskısı karşısında bir umut ışığı ile bu hizmeti sahiplendiler.

Türkiye’deki vesayet sistemini idare eden güçler zamanı gelmiş olacak ki Kemalist yandaşlarını saf dışı bırakmış ve kendi kontrolünde olan bir kesimi devreye almışlardı. Bunu da Kurtuluş Savaşı İslam mücadelesi gibi göstermeyi başarmıştı.

Ordu göreve yerine Adli Yargı ve Polis Devleti göreve sloganı revaç buldu. Mit Müsteşarı Hakan Fidana dolayısı ile Başbakana yapılan bu operasyon bunun kesin delili.

Sonrasında Bakan çocuklarına ve mevcut iktidara yapılan operasyon bunun devamı hükmünde.

Bir şekilde mevcut kanunlara aykırı fiil ve davranışlar bulmak çok kolay. Çünkü bazen kanunların uygulanması pratikte mümkün olmuyor.

İnsan faktörü de olunca inisiyatif kullanma, yasaları hafifletme bir çözüm olarak çıkıyor insanın karşısına.

Böylesi bir durumda da yargının işi kolay. Yakala ve suçla…

Bütün bu olayların temelinde Dünya siyasetini ve sömürü sistemini kontrol etme hırsı var.

Bugüne kadar İslam’a hizmet üzere yola çıkmış insanların önlerinde iki seçenek var. Ya hedefledikleri asli hizmet alanına geri dönecekler ya da Allah’ın gadabına maruz olup bu hizmetten azledilmeyi bekleyecekler.

Asli vazifelerine hizmet ederlerse sorun yok. Artık İslami hâkimiyet etkisini göstermiştir. Bugünden sonra bu yükselişi durduracak bir güç yok. Zafer kesinlikle inananların olacaktır.

Yok, eğer ikinci seçeneği tercih ederlerse işte o zaman Allah inanan görüntüsünde ki bu insanları tasfiye edecek ve yerlerine bu dine hizmet edecek bir fırka yaratacaktır.

Dua edelimde müminler tez uyansınlar ve pişmanlıkla af dilesinler. Yoksa yakın dediğimiz bu süreç bir ceza olarak uzar ve bizden sonraki bir topluma bu vazife devredilir.

Hem zaman kaybederiz hem azaba müstahak oluruz.

Unutmamak gerekir ki Allah’ın azabını hayal etmek dahi mümkün değil. Tıpkı Rahmetini hayal etmenin mümkün olmadığı gibi…

Akıllı mümin liderine bakar, gittiği yolu Kuran ve Sünnet ışığında keşfeder. Nerede durması gerektiğini bilir.

Bunun için müneccim olmaya gerek yok. Bu yapılanların kime fayda getirdiğine bakılmalı.

Ülkede Şeriat yok. Laik ve Demokratik bir rejim var. Adaleti bu sisteme göre sağlayacağım dersen hata yaparsın. İslam’a göre sağlayacağım dersen Kuranın hâkim olmadığı bir yerde bunu da başaramazsın.

Ya susmalı ya da oyuna gelmemelisin. Bence biraz daha düşünün…

18.12.2013



Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.43545.4572
Euro6.19886.2237
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret82766
Saat