• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ersan.ergur
  • https://twitter.com/ersanergur

 

 

Takvim
MAKALELER VE YAZILAR
Site Haritası

Müslümanların Savaşı!

Araf Suresi 37. Ayeti kerimede Allah CC “Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.” Buyurmaktadır.

Tarih boyunca var olan tüm milletler ancak belirli bir süre hâkimiyet kurabilmişler ya da varlıklarını sürdürebilmişlerdir. Kızılderililer denen ırk şu anda neredeyse tamamen yok olmuş durumdadır.

Bunun temel gerekçesi Kâinatın tek yaratıcısının mutlak hâkimiyetine işaret etmektir.

Elbette bu son buluş bir gerekçeye dayanacaktır. Zulüm, manevi itaatsizlik bunlardan bazısıdır. Firavun halkına zulüm ettiği için Musa AS gelmiştir. Osmanlı son dönemlerinde belki de batılılaşma arzusundan dolayı hâkimiyetini kaybetmiştir.

Elbette bu süreçler bir takım yaptırımları da beraberinde getirmektedir. Allah kendi hükümleri, emir ve yasakları ile hükmetmeyenleri belli bir müddet şımarık ve sefahat içinde yaşayan kullarına yönettirir. Onlara çeşitli bela ve sıkıntılar verir. Ta ki akılları başlarına gelinceye kadar.

Kendilerine belli bir mühlet idare yetkisi verilen topluluklar refah ve huzurları için inananlara zulme ve baskıcı rejimlerini tatbik etmeye başlarlar. Bu da İnananları yeniden Rablerine tam anlamıyla yöneltir ve tekrar kendilerini idare etme hakkını elde ederler.

Bakınız Allah CC İsra Suresi 16 ayeti kerimede bunu açıkça belirtiyor; “Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.

İşte görüldüğü gibi halkına ve topraklarında yaşayanlara zulme başlayan toplulukların maruz kalacağı son böyle vurgulanıyor.

Aslında bu döngünün temelinde Hak ve Batıl mücadelesi vardır. Hak ve batılın mücadelesi babamız Âdem AS’ın Dünyaya gönderilmesinden önce başlamıştır ve Kıyamete kadar da devam edecektir.

Son yüzyılda Müslümanlar Vahdetin sağlayıcısı Hilafetten mahzun kalmışlardır. Özellikle Batılın galebe çaldığı ve Müminlerin gaflette olduğu bir dönemde üstünlük sağlayan Batıl, Müminlerin Vahdetini bozmaya muktedir olmuştur.

Bugüne kadar gelinen süreçte sürekli olarak Müminlerin hâkimiyetini önleyici tedbirleri ve çareleri İslam topraklarında yerleştirme gayretinde olmuşlar ve kısmen başarılı olmuşlardır. Özgürlüklerini, kardeşliklerini ve başlarını kaybeden Müminler bunu fark etseler de artık çok geçtir. Bunun için yapılması gereken yeniden Allaha yönelmek ve istiğfar etmektir.

Tüm bu yazdıklarımızdan anlaşıldığı üzere bugün Mısır da Suriye de Afganistan’da, Pakistan’da, Türki Cumhuriyetlerde yaşananlar aslında Müminlerin savaşı değildir. Hak ve batılın savaşıdır.

Bakınız ölen ve öldürülen bir kesim var. Bu kesimden biri diğerini öldürürken; “Bunlar Şeriat devleti kuracaklardı.” Diyor. Ölenlerde; “Biz Allah için ölmeye hazırız” diyorlar. Bu da göstermektedir ki; Ölenler Hak namına, Öldürenlerde Batıl namına hareket ediyor. Yani savaşanlar Müminler değil, Hakla Batıl aslında.

Birbirlerini öldürürken Allahu Ekber diyenler birbirlerini Hak namına öldürmüyorlar. Demek bir taraf takiye yapıyor. Bunu Müslümanların zaafı olarak görmek ve göstermek isteyenler tam anlamıyla Batılın kendisi.

Mümin öldürürken bile merhametle öldürür. Eziyet ederek, can çekiştirerek öldürmez. Mümin kadın ve çocukları öldürmez. Çünkü Müminin kitabı Kuranı Kerimde böyle buyurulmuştur.

Şayet bir taraf hem Allahu Ekber diyor hem de kadın, çocuk, yaşlı demeden öldürüyorsa. İşkence yaparak can çekiştiriyorsa demek ki Mümin değil takiye yapan bir Batıl taraftarı.

Burada bizlere düşen sabır ve metanetle olayları gözlemlemeli, batılın bir an önce yenilgiye uğratılabilmesi için hakiki manada İslam’a teslim olunmasıdır. Yese kapılmaya gerek yoktur. Bu mücadele İman ile Küfrün net çizgilerle ayrılması içindir.

Bu çarpışmalar Müslümanlar arasında ihlası zedeleyici değildir. Çünkü karşımızdaki Hak değildir. Elbet bir gün Allah Resulünün Mekke’nin fethinden sonra asasını Kâbe’de ki putlara doğru kaldırarak “Hak geldi batıl zail oldu” dediği gibi batıl kesinlikle yok olacaktır. Elbette bu yok oluşta bir bedel isteyecektir. O da karşılığı Cennet olan Şehadet bedelidir.

02.11.2013


Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.43545.4572
Euro6.19886.2237
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret82766
Saat