• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ersan.ergur
  • https://twitter.com/ersanergur

 

 

Takvim
MAKALELER VE YAZILAR
Site Haritası

Peygambere Salat ve Selam Getirilir mi?

Peygambere Salat ve Selam Getirilir mi?
     Allah-ü Teala hiç bir şekil, şart ve zeminde kimseye muhtaç değildir. Kullarının ibadetlerine muhtaç olmadığı gibi böyle bir beklentisi de yoktur. Bu bir emir ve itaat testi meselesidir. Kim hakiki manada itaat ve kulluk edecek görmek meselesidir.
    Elbette Allah  Resûlallah aleyhissalatü vesselama salat ve selamı emretseydi bir ayetin sonuna bunu eklerdi. Hatta değil sonuna başına koyardı. Allahü Teala arşa sadece Rabbiniz Allah diye yazamaz mıydı ki bir kul ve beşer olan Peygamberinin aleyhisselatü vesselamın adını kendi adına denk ve yakın yazmıştır. Bundan maksat Kainatın örnek efendisinin onure edilmesi. İnsanlık aleminin ve hatta kainatın onun varlığını kabullenmesini ve benimsemesini ila ahir. Murat ettiğinden olsa gerektir ki adını adına muvafık kılmıştır. Denk yapmıştır. Sonra Allah her buyruğunu ayetle mi bildirmiştir. Şayet her emrini ayet ile bildirecek olsa idi Yine Kuranı Keriminde Allah ve Resulüne uyunuz der miydi? Sadece Allaha uyunuz demez miydi?
     Bu ve benzeri konularda Kuran-ı Kerimden delil getirmek bütünü görmezden gelmek demektir. ALLAH Teâlâ, Resûlallah (s.a.v)’e tabi olmayı, onu sevmeyi, kendine tabi olma ve sevme derecesine yükseltmiştir. “(Resulüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, ALLAH da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın…” Ali İmran 31 Peki Allah kullarının kendisine ulaşabilmesi için acaba aracı olarak Resulünü mü gösteriyordu. Bu kullarının aracısız Allaha ulaşamayacağı manasına mı geliyordu. Haşa. Elbette hayır. Bu sadece Kuranı anlaşılır bir izahatla kullarına anlatan bir Peygambere mutlak uyulması lazım geldiğini. Kuranı kendi anlayış ve kavrayışlarına göre değil, bana göre söze başlamakla değil, Resulünün (SAV) anlatımıyla hayatlarına tatbik etmelerini sağlamak içindir.
       Ayrıca Kuran-ı Kerim namaz kılınmasını emrederken nasıl kılınacağını neden izah etmiyor. Onu neden Peygamberine bırakıyor. Neden Cebrail AS namazın kılınışını sadece Peygambere (SAV) gösteriyor ve öğretiyor. İşte bütüne baktığımız zaman Kuran-ı Kerimin asli kaynak olduğunu ancak mualliminin Resûlallah aleyhissalatü vesselam olduğunu anlıyoruz. Resulullahsız bir Kuranın anlaşılmasının mümkün olmadığını anlıyoruz. Bir fizik matematik kitabında da her mesele mahfuz değildir. Bazı konular doğrudan anlaşılır bazı konular ise muallime ihtiyaç gösterir. Bazı meseleleri anlayan kendisini Kuran mucidi sanmasın.
        İşte buradan yola çıkarak anlıyoruz ki hayata dair bir çok meselede Allah Resulü emirler vermiş, kurallar koymuştur. Bunları yapmak mümin üzerine vazifedir. Ancak bir farkla ki Farz değildir. Hem mesela bir makam sahibi zatla muhatap olur iken sayın Başbakanım, Sayın Bakanım, Muhterem Hocam, Sayın Hanımefendi gibi onure edici kıymet ve hürmet gösterici hitapları kullanmıyor muyuz. O halde tüm zamanların, tüm Peygamberlerin ve Kainatın efendisi konumunda olan Allah Resulü Peygamberi Zişan Efendimiz Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Veselleme neden hürmet göstermeyelim. Onun adının geçtiği yerde neden tazim ve saygı haletine bürünmeyelim. Her Muhammet (SAV) denildiğinde neden salat ve selam ederek onu selamlamayalım. Madem bizlerin kurtuluş vesilesidir. (Yani din onunla gelmiştir. Bizi İslam ile şereflendiren odur.) Neden ona bol salat getirerek dostluğumuzu artırmayalım.
        Yabancı bir siteye taşınan bir insan günlerce tanımadığı bir başka insana selam vere vere onunla bir ülfet, bir yakınlık kesbeder. Aynen öylede Allah resulünün her ismi geçtiğinde ona salat vesilesi yapmak onunla aramızda bir ülfet bir yakınlık oluşturmaz mı? Dünyanın bir köşesinde yaşayan gayri müslim birine filanca barış ödülüne hak kazandı diye, ya da İslam’a hakaret eden bir yazar filanca ödülü aldı diye isminin başına bir unvan alıyor da Allah’ın övgüsüne layık olmuş en büyük insan olan Peygambere Salat ve selam getirmek neden yanlış olsun.
       Hem müminler bunu yukarıda saydığım gerekçelerle değil, bilakis şu hadisi şerife dayanarak ona salat ve selam etmektedir.
    Ebu Hureyre RA den rivayet edildiğine göre Resûlallah aleyhisselatü vesselam buyurmuşlardır ki; “ Bir kimse bana salatü selam getirdiği zaman, onun selamını almam için Allahü Teala bana ruhumu iade eder. Ebu Davud, Menasik 96 Ayrıca Ahmed İbni Hanbel, Müsnet 2,527
     Yine Ebu Hureyre RA den rivayetle Resûlallah aleyhissalatü vesselam buyurmuşlardır ki; “ Kabrimi bayram yeri haline çevirmeyiniz. Bana salatü selam getiriniz. Zira nerede olursanız olun sizin salatü selamınız bana ulaşır.” Ebu Davud, Menasik 97
      Yine Ali RA den Resûlallah (SAV) buyurmuşlardır ki; “Cimri, yanında adım anıldığı halde bana salatü selam getirmeyen kimsedir.” Tirmizi, Daavat 101, Ahmed bin Hambel, Müsnet,1, 201
      Şimdi bir insan salatü selamı cennete girebilmek için mi getiriyor? Yoksa Allah Resulü (SAV) ile ünsiyet kurabilmek için mi getiriyor. Hangi mümin ya da Müslüman İslam’ın farz hükümlerini yapmayarak Cuma günü şu kadar sayıda salatü selam getirirsen cennete girersin der ki. Bu düşünce de olan var mıdır? Yoksa inananları zorla bu düşünce kalıbına sokanlar mı var?
       Bu vereceğim son örnek konumuzun nihayeti olsun. Fedale İbni Ubeyd RA şöyle dedi; Resûlallah aleyhissalatü vesselam namazdan sonra Allaha hamd etmeden, Peygamber aleyhisselama salatü selam getirmeden dua eden bir adamı işitti. Bunu üzerine;
       “Bu adam acele etti.” Buyurdu. Sonra o adamı yanına çağırdı. Ona veya bir başkasına şöyle buyurdu; “ Biriniz dua edeceği zaman önce Allah-ü Teala’ya hamdü sena etsin, sonra Peygambere (SAV) salatü selam getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde dua etsin.” Ebu Davud, Vitir 23, Tirmizi Daavat, 65, Nesai Sehv 48
      Evet kainatın efendisi ile laubali ve kırk yıllık arkadaşımız gibi konuşamayız. Bugün Allah’ın nazarında bir kıymeti olmayan dünya menfaati için dahi işvereninin karşısında, felsefe hocasının karşısında saygıyla ve tazimle konuşan bir insan elbette Allah Resulü ile edepli, saygılı ve bir o kadarda muhabbet dolu olarak konuşması elzemdir. Mecburdur.
     Bu meseleleri gündeme getirirkende örnek aldıkları ve övdükleri Allah Resulü gibi (SAV) davranmaları bil mecburiye gereklidir. O kendisine her türlü hakaretleri yapanlara dahi yok ya, adam olunuz, ben laubali değilim, yağcı hiç değilim mi? Dedi mi? O karşısında ki insan sonsuz cehil içinde olsa bile karşısına aldı ve saygıyla, kırmadan, Allaha da havale etmeden konuştu. Çünkü o Cehenneme odun değil, Cennete İnsan taşımak için geldiğinin bilincindeydi.
    Hamd Alemlerin Rabbi Allaha dır. Salat Onun Peygamberi Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesellemedir.

                                      
                                                                                          16.04.2013


Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.43545.4572
Euro6.19886.2237
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret82766
Saat