• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ersan.ergur
  • https://twitter.com/ersanergur

 

 

Takvim
MAKALELER VE YAZILAR
Site Haritası

ADALET Nedir? Nasıl Olmalıdır?

ADALET Nedir? Nasıl Olmalıdır? 

            Adalet, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelir.

            Bu demektir ki; toplumda huzurun ve düzenin olması adalet anlayışının yaygınlığına ve yerine getirirliğine bağlıdır. Adalet herkese durumu ve konumu ne olursa olsun eşit ve tarafsız davranmak esasına dayanır.

            Ancak bu olgu toplumun her kesiminde olmalıdır. Toplumu oluşturan birey önce kendine ve çevresindekileri ne adaletli olmalıdır. Böyle olduğu takdirde ortak yaşam alanlarında huzurdan bahsedebiliriz.

            Bireyin adil olmaması genel olarak kabul görebilse de yöneticilerin ve idarecilerin adil olmaması kabul göremez. İşte o zaman anarşi doğar ve herkes adaleti kendi algısına göre yerine getirmeye çalışır. Hele bu adında adalet olan bir sivil toplum kuruluşunda asla düşünülemez.

            Yani düşünebiliyor musunuz? Adaleti savunacaksınız ama adil olmayacaksınız. Elbette olamaz. Olmayacakta. İşte adında adalet olan ASDER 22 Mart 2011 de çıkan yasa ile üyelerinin birçoğunun mağduriyetlerini giderecek bir yasaya kavuştu. Ve bu yasanın çıkmasına da yıllarca sabırla, metanetle çalıştı. Hiç kimseden beklenti içerisinde olmadı. Hatta belki bir teşekkür bile beklemedi. Çünkü onlarda adaletin gerçek sahibinin rızası vardı. Emek ucuza satılamazdı. İnşallah karşılığı cennet idi…

            Bu yasanın çıkmasından sonra görüldü ki yasadan faydalanamayan ve YAŞ kararlarının mağdurları gibi birçok mağdur var. Üçlü kararname ile ilişiği kesilen ve yargı denetimine açık ancak bağımsızlığının tartışılır olduğu mahkemelerce davası ret edilenler. ASDER onlara da el attı. İnşallah bundan sonra devam eden mağduriyetlerin anlatılması, izah edilmesi ve geri alınabilmesi için çaba sarf edilecek. Ancak o zaman kısmi adalet sağlanabilecektir. ASDER ‘in mevcut adalet anlayışını şu kıssa ile anlatmaya gayret edeceğim.

            Şöyle ki; Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Şam valisi olan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşlarından olan Sad bin. Ebi Vakkas (r.a.) Şam’daki bir camiyi genişletmek ister.

            Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. Ancak Şam’da yaşayan bir Yahudi, arsasını satmak istemez. Ancak vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir.

            Yahudi, durumu Hz. Ömer’e anlatır. Hz. Ömer adamı dinler. Sonra bulduğu bir deri üzerine “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.” diye yazar.

            Yahudi bu yazıyı alıp ayrılır. Ama sonuç alamayacağı kanaatindedir. Yinede Valinin huzuruna çıkar ve yazıyı uzatır. Vali bu cümleyi okuyunca, sapsarı kesilir. Yahudi’nin arsasını geri verir. Yahudi şaşırır. Merakla sorar. Bu nasıl oldu der. Hz. Sad, anlatır. İslam’dan önce ben ve Hz. Ömer İran taraflarına ticaret için gittik... Orada birileri zorla 200 devemize el koydu. Üzgün bir şekilde, bir hana geldik. Hanın sahibi gidip krala durumunuzu anlatın, o adil bir adamdır, size yardım eder, dedi. Biz de sabahleyin kralın huzuruna çıkıp durumu anlattık.

            Şikâyetimizi bir mütercim krala tercüme etti. Kral Nuşirevan dikkatle dinledikten sonra her birimize birer kese altın verdi ve olayı inceleteceğini söyledi. Biz tekrar Han’a döndük. Hancı sonucu öğrenince üzüldü. Gelin beraberce gidelim, dedi. Biz de gittik. Hancı durumu Nuşirevan’a anlattı. Nuşirevan’ın yüzü sapsarı kesildi. Bir gün önceki mütercimi çağırttı. Ona sorular sordu. Sonra her birimize 2 şer kese altın verdi, develeriniz gelecek, develeri alın biriniz doğu kapısından, diğeriniz de batı kapısından çıkın, talimatını verdi. Bizler de bir şey anlamadan huzurundan çıktık.

            Akşamleyin 200 devemiz kapıya geldi. Hancı; “Sizin develerinize el koyan kişi Nuşirevan’ın büyük oğlu ile veziridir” dedi.
Mütercim bunu anlamış, sözlerinizi Nuşirevan’a yanlış tercüme etmiş. Böylece kralın oğlunu ve veziri korumuş. Ben sizinle gidip durumu anlatınca Nuşirevan bu oyunu anladı.

            Ertesi gün ben doğu kapısından çıktım. Kapının çıkışında iki kişinin darağacına asılı olduğunu gördüm. Halk toplanmış seyrediyordu. Sordum kim bunlar ve suçları ne, diye. Dediler ki, bunlardan biri Nuşirevan’ın büyük oğlu diğeri de veziridir. Bunlar, buraya gelen iki Arap’ı soymuşlar. Nuşirevan kendi öz oğlunu idam etmişti. Hz. Ömer’in çıktığı kapıda ise bizim şikâyetlerimizi yanlış tercüme eden mütercim vardı. İşte Hz. Ömer “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim” sözüyle bana bunu hatırlatıyor. Halkına zulmedersen seni darağacına çekerim diyor. Senin gözyaşlarına bakmam, tıpkı Nuşirevan’ın öz oğlunun gözyaşına bakmadığı gibi. Şimdi anladın mı neden benim benzim sarardı?

            İşte ASDER bu anlayış ve tutum içerisinde oldukça elde edemeyeceği sonuç yoktur. Yolunuz ve yolumuz açık olsun…

                                                                           Ersan Ergür-28.03.2011

 


Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.43545.4572
Euro6.19886.2237
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret82766
Saat