• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ersan.ergur
  • https://twitter.com/ersanergur

 

 

Takvim
MAKALELER VE YAZILAR
Site Haritası

Hakka Hizmet Yolunda Vefa…

Hakka Hizmet Yolunda Vefa…

Vefa, dostlukta, bağlılıkta sebat etmektir. Vefa demek, ihtiyaç hâlinde dostun yanında olmak demektir. Yakınlarını sevmek, onlarla ilgiyi kesmemek de vefadandır.

İnsanlık âleminde her şey de olduğu gibi vefa da da örnek gösterilecek yegâne insan Peygamber Efendimizdir (SAV).

Bir defa Habeş Hükümdarı Necaşi tarafından Hazret-i Peygamberin (SAV) huzuruna elçiler gelmişti. Bunlara doğrudan doğruya kendisi hizmet etti. Ashaptan bazıları: "Ya Resulallah! biz hizmete yetişiriz." dediler. Şu cevabı verdi: Bunlar, Habeşistan’a hicret etmiş olan ashabıma yer göstermişler ve ikram etmişlerdi. Şimdi ben de bunlara hizmet etmek isterim."

Bazen saadetli evlerine hediye gelince: Bunu falan hanımın evine götürün; Çünkü o, Hatice’nin (Rh. A) dostu idi, onu severdi," diye emreder, rahmetli zevcesinin hakkını gözetirdi. Bir defa saadetli evlerine gelen bir hanımın hatırını tam bir iltifatla sormuş, sonra buyurmuştu ki; “bu hanım Hatice zamanında evimize gelir giderdi.”

İşte tüm bu olanlar göstermektedir ki vefa insana değer açısından oldukça önemlidir. Yalnız insana değer açısından mı? Elbette hayır. Vefanın en güzeli elbette Allah için yapılanıdır. Nasıl mı?

Düşünün bir kere, bir insan Allah rızası için mücadele etmiş. Allah’ın dinini ihya ve yüceltmek için çaba sarf etmiş. Ve bu insan dini İslam uğrunda kendini feda etmiş. Siz böyle bir insana vefa göstererek acaba doğrudan kimi muhatap alırsınız. Hedefe kimi koyarsınız.

Makamı İbrahim’i (AS) hedefleyen, makamı Mahmudu (SAV) hedefleyen gönlü ve kalbi ağlayan bir insana vefa göstermek acaba hangi makamlarla kıyaslanabilir. Bu vefanın mükâfatını kim belirleyebilir.

Siz bu durumda kime vefa gösterirsiniz. Vefa göstermezseniz, dalgalanan parçalanan bu kalbin Hakka vasıl olmasında perdeler olur mu acaba sizce. Bu çatırdamayı bu kırgınlığı ve bu hüsranı duyan kâinatın hâkimi ve onun dellalı kâtibi gücenmez mi?

Siz Yüce yaradanın dinine hizmet edeceksiniz. Ve bu dine hizmet ederken katıksız ve riyasız İsmailler (AS) ve Yusuflar (AS) arayacaksınız, ama zahirde sizin metodunuzla ya da gizemli olan bir mesele misali, bakan gözlere yakın olan bir kıl gibi gölge olacak meselelerle bir Müslümanı ya da cemaati dışlayacaksınız. Ve bu insanın ya da topluluğun doğumundan itibaren İsmail (AS) gibi feda edilmek pahasına hizmet anlayışını göremeyecek, cihad anlayışını kavrayamayacaksınız.

Ya da bu insanların görünmeyen zahiri perdelerine aldanıp hata yapacaksınız. Unutmayın. Hakka hizmet hak rızası için oldukça hak, zehiri bile bala çevirir. Ama siz rızayı ilahide buna iman etmezseniz başka. Kul rızkın Allah’tan geldiğine iman etmedikçe sebeplerde boğulur gider. Ne zamanki rızkın Allahtan geldiğine tam iman eder sebepler kalkar ortadan. Her şey ona seferber olur.

Onlar, İslam yolunda kendilerini ve aile fertlerini bir Meryem, bir İsmail (AS) bir Yusuf (AS) gibi feda etmişler. Onlar dil ve kalpleri döndüğünce kendilerini Yaradan’a vakfetmişler. Onların vakfiyelerini göremeyen kendi kaybeder ve kör olur.

Çünkü Allah bu dine hizmet edecek çok insanlar bulur. Bir hizmet grubunun kalbini parçalayıp vefasızlık edenler onlara değil Rablerine vefasızlık etmiş olurlar. Çünkü o insanlar şu anda onun rızası yolunda aldıkları darbe ile sendelemiş ilerlemekteler. Elbette bu vefa Hakka vefadır. Onlara takılan çelme ise doğrudan hakka çelmedir.

Unutmayınız ki Hüseyin (RA) ‘ı şehit edenlerde onu içtihat ederek şehit ettiler, ama bir gerçek var ki, o da yanlış ettiler. Ama o gün farkında değillerdi. Bu gün farkındalar. Bugün belki de bizlerin bazılarına baktığımız gibi.

Üstelik cihad anlayışı ile yola çıkan bir kalbi adeta düşmanınıza darbe vururcasına, onu İslam dışına atmak istercesine, yürek soğuturcasına vefasızlık göstererek ortada bırakıyorsunuz.

Evet, ben inanıyorum ki, gerçek manada İslam’ı anlamadan o hizmet erbaplarını ne durumda koyacağınızı dahi düşünmeden giriştiğiniz bu yolda parçalanan bu kalpler, evet maalesef ehli küfre hizmet edenlere dahi bu kadar kırılmayan bu kalpler umarım bir gün sizi affeder.

Ama ömür yetecek olursa gelecekte göreceğiz ki onlar verdikleri söz üzereler. Rableri ile yaptıkları anlaşma gereği Ehl-i İslama hizmet üzereler. Onlar Ümmeti Ümmet olarak görenlerdenler.

Onlar bir iman ehli yanlarına geldiğinde bize zarar verecek nazarıyla bakmayan yüksek şecaat ve teslimiyet üzereler. Çünkü Onlar Niyetten ziyade Amelde Rızayı İlahideler. Onlar bilmektedirler ki; Allah her şeye hakimdir. Kimse kimsenin yüzünden zulme uğramamaktadır. Her hizmet erbabı ihlası neticesinde muamele görür.

28 Şubatlar kimseden dolayı değil Ehli İmanın ihlası neticesinde ortaya çıkmıştır. Çünkü Allah değişimi isteyen toplumu değiştirir. Bu değişimi isteyen bir kişi dahi olsa, eğer ihlas varsa tüm toplumu bu kişi hatırına değiştirir. Ve bizler bu değişimin hizmette önde olduğumuz gerekçesi ile bizlerden kaynaklandığını düşünürüz. Kim bilir belki de farkında dahi olmadığımız kalp ve gönül erleri hürmetinedir bu değişim.

Toplumumuz da İslam’ın birer azası gibi hizmet eden bu farklı oluşumlar, kesinlikle birbirlerini tamamlayan birer uzuv gibidirler. Ayak gitmezse el tutabilir mi? Göz görmezse ayak gidebilir mi? Akıl idrak etmez ise göz anlayabilir mi?

İşte bu var oluşlar bizleri gerçek manada ittihadı İslam’ı anlamaya sevk etmelidir. Artık ayrım değil vefa zamanıdır. Ümmet olma zamanıdır.

Bende nihayet Peygamberimiz Efendimizin (SAV) “Vahşi yi görünce kalbim ağlıyor…” dediği gibi derim; “Benimde Yusuf’u görünce kalbim ağlıyor.”

                                                                                            Ersan Ergür
                                                                                            10.07.2012

Yorumlar - Yorum Yaz


Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.43545.4572
Euro6.19886.2237
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret82766
Saat