• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ersan.ergur
  • https://twitter.com/ersanergur

 

 

Takvim
MAKALELER VE YAZILAR
Site Haritası
Berlin Konferansının Ardından,

Batı her zaman ki şovenistliğiyle Dünya basınına pompalayarak sunduğu Berlin Konferansı sonrasında “dağ fare bile doğurmadı.”

ABD’nin başını çektiği Ortadoğu’yu şekillendirme politikasında sahada yer bulamayan Almanya umutsuz bir atakla Libya da var olma dürtüsüyle Berlin Konferansına öncülük etmeye kalktı.

Daha önce yaklaşık beş bölgesel toplantı yapılmasına ve bazı tavsiye kararları alınmasına rağmen elle tutulur bir ilerleme kaydedilmedi.

Türkiye ani bir atakla tarihsel bağı olan Libya ile Kaddafi döneminde yarım kalan bir işi bitirdi. Libya ile imzalanan mutabakat sonrası emperyalizmin belini kıracak bir hamle başlattı.

Türkiye’nin bu hamlesi Doğu Akdeniz de dengeleri değiştirecek bir atak oldu. Birde üstüne üstlük Libya ile askeri bir antlaşma imzaladı.  Rusya ile Libya konusunda birlikte hareket etmesi ve bunun doğal sonucu olarak sağlanan ateşkes bölgede Türkiye’nin elini güçlendirdi.

Akabinde Libya’nın asker istemesi ve TBMM de Libya’ya asker gönderilmesine imkân veren tezkerenin geçmesiyle batı iyice telaşlandı.

İşte Berlin Konferansı Türkiye’nin bölgede oluşturduğu etkin diplomasisinin gölgesinde gerçekleşti.

Taraflar için umut vadeden bir havada başlayan konferans maalesef beklentilere cevap veremedi. Türkiye ve Rusya’nın başlattığı sözlü ateşkesi yazılı olarak kalıcı bir hale getiremedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konferansta ısrarla “Söz Uçar Yazı Kalır” çıkışı yeterli olmadı ve batılı emperyalistler gereken baskıyı ve aba altıdan sopayı göstermediklerinden Hafter yazılı bir metni imzalamaktan kaçındı.

Şimdi bu ne demekti? Apaçık; “ben ateşkesi deleceğim. Verilmiş bir taahhütle değil dostlar alışverişte görsün misali buradayım.” Demekti esasında.

Daha konferans devam ederken Hafter güçlerinin petrol akışını kesmesi ve yer yer bombalama faaliyeti yapması gerçek yüzlerini ortaya koyuyordu.

Konferansa katılan ülkelerin hangisi muhalefet partisi başkanı ve bir kısım askerlerin Hafter’in başkaldırısı gibi bir kalkışma içerisinde olsa bu işe rıza gösterebilir ki?

Batı Irak’ta, Yemen de ve Suriye de olduğu gibi Libya da da siyasi bir çözüm istemiyor. On yıllar boyu sürecek iç çatışmalar onların daha çok işine geliyor.

Böylece yer altı ve yerüstü zenginliklerini on paraya alırken aynı ülkelere yüz paraya silah, araç ve gereçlerini satmaya devam ediyorlar. Bir vampir gibi o ülkelerin kanını emerken zayıflatıyor ve kendilerine bağımlı hale getiriyorlar.

Sonraki adım daha şimdiden belli. İyice kanını emdiği ve güçsüzleştirdiği toplumları parçalayıp böldükten sonra kolay lokma olarak yutacaklar.

Türkiye işin farkında. Ama nedense muhalefet bunu anlamamış gibi hareket ediyor. Yoksa onlarda ideolojik olarak iktidarı ele geçirmek için bu emperyalistlerle ortaklaşa hareket mi ediyor?

Yakın siyasi geçmişimize baktığımızda maalesef bunun doğru olduğunu anlıyoruz. Geçmişte Uçak fabrikasını kapatan, Haliçte ki Silah fabrikasını patlatarak Nuri Demirağ ve arkadaşlarını fabrika sahasına gömen zihniyet şimdide Recep Tayyip Erdoğan üzerinden aynısını yapmak istiyorlar.

Allah bir daha onlara fırsat vermesin. Türkiye artık makûs talihini yıkmak üzere. Batılı emperyalist zihniyetin bombaları altında ezilen İslam toplumu da Türkiye’nin kendileri için son ve tek umut olduğunun farkında.

Sözde Arap Baharı denen kalkışmalar gerçek anlamda başarılı olsa idi bu süreç çoktan ayağa kalkmış olabilirdi. Ancak Birinci Dünya Savaşından sonra oluşan yeni devletçiklerin başlarına koydukları kukla idarecilerin alaşağı edilebileceğini hesap edenler B planlarını devreye sokarak içimizden hain kılıklı birilerini devşirerek yine umutları suya düşürdüler.

Batının ve emperyalizmin tüm bu çabalarına rağmen Türkiye bu kez batıya teslim olmadı. 15 Temmuz 2016 gecesi yeniden dirilişin simgesi olan necip Türk Milleti devletini kuklalara bırakmadı ve gerçek sahiplerine teslim etti.

Artık bu saatten sonra kaybedecek bir dakikamız bile yok. Libya da var olacak ve yüz binlerce soydaşımızın milyonlarca dindaşımızın yaşadığı toprakların gerçek sahiplerinde kalması için var gücümüzle çalışacağız.

Mehmet Akif’in dediği gibi tek dişi kalmış bu canavarı bu kez geldiği topraklara geri göndereceğiz.

Asırlardır boyunduruk altına alınamayan Türkler yeniden şahlanmak üzere.

Bize düşen bu şahlanışın önünü kesmek isteyenlere bu fırsatı vermemek.

 

 

  
465 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.93247.9641
Euro9.38769.4252
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret95398
Saat