• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/ersan.ergur
  • https://twitter.com/ersanergur

 

 

Takvim
MAKALELER VE YAZILAR
Site Haritası
TSK Afrin’de Fırtına Gibi,
Afrin hava sahasının kullanılması noktasında sağlanan mutabakat ile fırtına gibi başladı. 2 saat gibi kısa bir zamanda daha önce titizlikle takip edilen ve tespit edilerek belirlenen hedefler Fırat Kalkanı Harekâtında ki 72 şehidin anısına 72 savaş uçağı ile gerçekleştirildi. Bölgede belirlenen 113 hedeften 108’i tam isabetle vurulmuş ve tahrip edilmişti. Taarruz başlangıcına göre planlanan 6 günlük harekât süresi 3 günde geçildi.
TSK’nin harekât öncesi açıklamaları sırasında; “Afrin TSK ya mağlubiyet alanı olacaktır.” Açıklamasını arka arkaya yapan YPG terör örgütü sözcülerinin aksine kırsalda hemen hemen yoktu terör unsurları. TSK daha önce Nusaybin, Şırnak hattında özellikle meskûn mahallerde yaptığı terör operasyonlarında ki tecrübesini Fırat Kalkanı Harekatıyla perçinlemiş ve Afrin Harekatında ustalık eseri olarak tatbik etmeye başlamıştı.
Üstelik Fırat Kalkanı Harekâtında başarılı operasyonlara imza atmalarına rağmen yer yer çeşitli sıkıntılarla karşılaşılan ÖSO unsurları da anlaşılan titizlikle eğitilmiş ve düzenli birlikler halinde Afrin’de harekâta dâhil olmuşlardı.
Hatay, Hassa istikametinden ve akabinde Kilis Gülbaba istikametinden daha önce açıkladığı giriş noktalarının aksine beklenmeyen bu noktalardan TSK’leri, YPG terör unsurlarını beklemedikleri bölgeden hazırlıksız yakaladılar. Bu da harekâta planlanandan daha hızlı bir ilerleme imkânı sağladı.

ABD’nin çelişkili ifadelerle ilan ettikleri ve sözde DAEŞ unsurlarına karşı yetiştirdiklerini iddia ettikleri YPG terör unsurlarının aslında şişme teröristlerden oluştukları da anlaşılmış oldu. Bu da göstermektedir ki esasında ABD geleceğe dönük olarak eğittiği ve son teknoloji araç, silah ve teçhizatla teçhiz etmeye başladığı YPG terör unsurlarının hazırlık safhasını tamamlayamadıkları bir dönemde TSK’nin karşı harekâtına maruz kalmışlardı.
ABD’nin çelişkili ifadelerle ve harekâtın başlama zamanını uzatacak görüşme tekliflerinin arkasında YPG terör unsurlarının hazırlıklarının ve tahkimatının tamamlanması olduğu anlaşılmış oldu. Bu da ABD’nin ikiyüzlü siyasetinin apaçık ortaya koymaktadır.
Gerek Hatay ve gerekse Kilis hattına yakın alanlardan Afrin ilçe merkezine doğru dağlık ve zor harekât sahasına sahip Afrin kırsalında her türlü zorluğa rağmen hava ve topçu atışlarının yanı sıra zırhlı birliklerin desteği ile özellikle Burseya Dağı genel anlamda kontrol altına alınmış ancak yer yer mevzisel çatışmalar sürdürülmektedir.
Harekâtın seyrinden anlaşılan o ki YPG terör unsurları özellikle Afrin ilçe merkezine doğru çekilmiş ve kırsalda hedef olmaktan kaçmaya çalışmışlarıdır. Böylece kendi ailelerini harekât sahası dışına sevk eden terör örgütü silah zoruyla silahaltına aldığı ve harekât sahasında tuttuğu sivilleri ve özellikle 14-16 yaş grubu çocukları canlı kalkan olarak TSK karşısına çıkaracaktır.
Bu sayede sözüm ona sivillerin hedef alınmasını sağlamaya çalışacak ve Türkiye kamuoyu ile Uluslararası hukuk karşısında Türkiye’yi zora sokarak harekâtın kısa zamanda tamamlanması yönünde baskı unsuru oluşturmaya çalışacaklarıdır. ABD’nin açıklamaları da bu yönde eğilim göstermiş ve sivillerin can güvenliğinden endişe ettiklerini ilan etmişlerdir.
TSK’leri tüm bu kara propaganda unsuru olan sivil katliamına açıklık getirmiş ve hedefin masum ve mazlum Suriye halkına barış ve huzurun getirilmesi olduğu, bu sağlanırken de Suriye’nin toprak bütünlüğüne kesinlikle saygılı olduğu vurgulanmıştır. Harekât kırsalda sağlıklı bir şekilde ilerleme eğilimini ortaya koymuştur.
Bundan sonraki süreçte TSK’leri özellikle Afrin ilçe merkezinde yani meskûn mahal çatışmalarına başladığında sivil halkın zarar görme olasılığı karşısında oldukça titizlikle sürdürmek zorunda kalacağı bir durumla karşı karşıya kalacaktır. Buda başlangıcın aksine harekâtın ilerleyişini olumsuz etkileyecek ve yavaşlatacaktır.
Ancak her şart ve olasılıkta şunu vurgulamak gerekir ki tüm bu olumsuzluklar TSK’nin Afrin Harekâtında başarısını olumsuz yönde etkilemeyecektir. Dört bir koldan çepeçevre kuşatılan terör unsurları ya tamamen imha edilecek ya da kendiliklerinden teslim olmak zorunda kalacaklardır.

Çok düşük bir ihtimalde İdlib’in Kuzey doğusu ile Mare-El Bab arasında kalan bölgeden Rejim güçlerinin de görmezden gelmesi ile Mümbiç kırsalına doğru kaçmaya çalışacaklardır.
Harekâtın başlamasından sonra YPG unsurlarının hapiste bulunan DAEŞ mensuplarını TSK ile savaşmak şartı ile serbest bırakılmaları da göstermektedir ki tüm terör unsurları akıl hocaları ABD öncülüğünde bölgenin istikrarını bozacak fiil ve eylemlerde bulunmak üzere desteklenmektedir.
Tüm bu gelişmelerin ışığında ortada net olan bir durum var ki esasında Türkiye’nin YPG,PKK,DAEŞ gibi terör unsurları ile değil fiilen ABD ile savaşmaktadır. Son yarım yüzyıldır bölgeyi kan gölüne çeviren ABD politikalarının bölgeye barış ve huzuru getirmeyeceği aşikârdır. Bu durumun farkında olan Türkiye hemen yanı başındaki kardeşlerinin içinde bulunduğu bu çıkmaz duruma sessiz kalmamış ve kalmayacaktır.
ABD kendi ayağına kurşun sıkmıştır. Her ne kadar teknolojik üstünlüğe sahip olursa olsun vekâlet savaşları ile bölgeyi dizayn edemeyeceğini anlamıştır. Ekonomik ve savunma sanayi alanında gösterdiği teknolojik atılımlarla bölgede oyun kurucu konumuna gelmiş olan Türkiye zulüm altında ki mazlum Müslüman kardeşlerinin barış ve huzura kavuşması için üzerine düşen vazifeyi layıkıyla yerine getirmektedir.
Afrin harekâtında kimsenin dikkat edemediği en kritik şifre harekâtın başlangıcında açıklama yapan Genelkurmay Başkanımız Hulusi Akar’ın şu sözlerinde gizlidir; “Peygamber ocağı' olarak da adlandırılan Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensupları! Ölürsek şehit kalırsak gazi anlayışıyla çıktığınız bu yolda hiçbir mücadeleden kaçınmayın.”

Bu sözler bugüne kadar milli değerleri ile barışık yaşayamayan kahraman ordumuzun 15 Temmuz darbe girişiminden sonra aslına yani peygamber ocağı anlayışına döndüğünün şifresidir. Afrin Harekâtı yeni bir başlangıcın, başarının, yani makûs talihi yıkılmış İslam ülküsünün dirilişinin, Kızıl Elma anlayışının yeniden canlandığının ortaya konulduğu bir varoluş harekâtıdır.
Bu sebeple bu harekât mutlak manada başarıya ulaşacak ve müteakiben sıralı harekâtlarla kendini takviye edecektir.

25.01.2018
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
393 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.43545.4572
Euro6.19886.2237
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret82766
Saat